Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Cuma günü başlayacak olan Kıbrıs ziyareti öncesinde Kıbrıs Haber Ajansı’na verdiği özel demeçte, “Avrupa Birliği’nin BM gözetiminde bir çözüm sürecinin hemen başlamasını tamamen desteklediğini, AB’nin her iki tarafın ve Birleşmiş Milletler’in en faydalı bulacağı her türlü yardımı yapmaya hazır olduğu taahhüdüne bağlı olduğunu belirtti.
5 Nisan Cuma günü Kıbrıs’a gelecek olan Borrell, “Ancak Kıbrıs sorununa çözüm dışardan gelemez. Bir çözüm bulma sorumluluğu her şeyden önce Kıbrıslıların kendilerinindir” dedi.
Josep Borrell yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, Kıbrıs sorununa, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları, AB müktesebatı ve AB kuruluş ilkeleri çizgisinde adil, kapsamlı ve yaşayabilir çözüm bulunmasıyla ilgili müzakereleri aktif biçimde desteklemesinin beklendiğini hatırlattı.
Daha belirgin olarak Kıbrıs’a ziyaretinde ne elde etmeyi umduğu sorusunu yanıtlayan Borrell şöyle dedi:
“Kıbrıs’a, Kıbrıs çözüm müzakerelerinin başlamasına bir yol bulunması ve yıllardan beri var olan Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler parametreleri çizgisinde son verilmesine yardımcı olmak için benim ve Avrupa Birliği’nin desteğini önermeye gidiyorum.”
“Kapsamlı bir çözüm Kıbrıs, Avrupa Birliği, bölgenin güvenlik ve istikrarı için faydalı olacaktır.”
Kıbrıs sorununun çözümünde AB’nin iki topluma yardımının nasıl olacağına açıklık getirmesi ve yeniden birleşmenin olması halinde eski Başkan Juncker’in geçmişte mali yardım sözünün geçerliliğini yorumlaması istenen Josep Borrell şöyle konuştu:
“BM parametreleri çizisinde kapsamlı bir çözüm, ekonomi için yeni ufuklar açacak ve büyümeye büyük potansiyel sağlayacaktır. Komisyon yıllardan beri çözüm sürecine teknik ve hukuki destek vermektedir. 2017’deki çözüm müzakerelerine Avrupa Birliği siyasi düzeyde katılmıştı ve üst düzey yetkililerimiz Birleşmiş Milletlerle birlikte çalışarak süreç süresince önemli katkılarda bulunmuştu. Avrupa Birliği’nin destek önerisi masada durmaktadır.”
“Avrupa Birliği 2006’dan bu yana Kıbrıs Türk toplumuna, ekonomik gelişimini teşvik amacıyla, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinin kolaylaştırılması, için yaklaşık 600 milyon avroluk mali yardım sağlamıştır. Bu teşvikler,
-adanın ekonomik entegrasyonu
-iki toplum ve AB ile temasların artırılması
– Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözümden sonra AB yasalar bütünü (AB müktesebatı) için hazırlıklardır.”
Josep Borrell, AB’nin BM gözetimindeki çok taraflı konferansta masada olup olmayacağı, rolünün ne olacağı sorusuna yanıtında şöyle dedi:
“Avrupa Birliği BM gözetiminde bir çözüm sürecinin en kısa zamanda başlamasını tamamen destekliyor. Her iki tarafın ve BM’nin en faydalı bulduğu şekilde her türlü yardımı sağlamaya hazır bekliyoruz. Avrupa Birliği Kıbrıs’la ilgili Konferans’ta bir gözlemci durumundadır.”
Çözüm sürecinde Varoşa’nın durumunun sorulması üzerine Borrell şöyle dedi:
“Orada şüphe yoktur ki, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarında belirlendiği gibi, Varoşa’nın statüsüne saygı gösterilmesi çok önemlidir. AB oradaki gelişmelerden derin endişe duymaktadır ve tek yanlı, değiştirilmesi gereken son adımları kınamıştır. Varoşa’yla ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarına uymayan hiçbir girişim yapılmamalıdır. AB Devlet veya Hükümet Başkanı bu noktaları defalarca, en son da Aralık 2020’deki Avrupa Konseyi’nde tekrarlamışlardır. Adada gerginliğe yol açabilecek her türlü tek yanlı girişimden ve gelecekteki müzakerelerin başarısını veya diyaloğa geri dönülmesini baltalamaktan kaçınmak önemlidir. AB Birleşmiş Milletlerle yakın temas halindedir ve oradaki durumu yakından takip etmektedir.”
Siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu çözümün AB’nin kabul edebileceği tek çözüm olabileceğini teyit edip etmediği sorusuna Borrell yanıtında şöyle dedi:
“AB, BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyumlu, AB kuruluş ilke ve değerleri ve müktesebatı çizgisinde, Kıbrıs sorununa adil, kapsamlı ve yaşayabilir bir çözüm bulunması taahhüdüne bağlıdır. BM Güvenlik Konseyi’nin 29 Ocak 2021’deki 2561 sayılı kararı, siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon esasında, adil, kapsamlı ve kalıcı bir çözüm elde edilmesinin önemini hatırlatıyor. Avrupa Birliği için çözümün AB’nin karar alma kapasitesi ve bütünlüğünü koruması gerektiği çok çok önemlidir. Bu nedenledir ki Avrupa Birliği ne kadar kısa sürede çözüm sürecinin içinde olursa o kadar iyidir.”
Josep Borrell’in ‘Geçmişte yanlış giden ne oldu? Sorunun 47 yıldır çözülememesinin nedeni iki toplumun yaralarını sarmak için yeteri kadar empati yapamaması mı?’ şeklindeki soruya yanıtı şöyle oldu:
“Kıbrıs sorununun çözümü dışardan gelemez. Bir çözüm bulma sorumluluğu öncelikle Kıbrıslıların kendilerindedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi parametrelerde açıktır ve AB bu bağlamda BM’yi destekliyor. Bu aslında, başlangıç çizgisinde başlayacak bir süreç değildir. BM Güvenlik Konseyi kararlarını da kapsayan bir çerçeve vardır ve BM’nin, Garantör Güçlerin ve AB’nin desteğiyle, üzerine yakınlaşmaların bina edileceği bir geçmiş vardır. Biz bunun kolay bir süreç olmadığını biliyoruz. Ama Kıbrıs’taki iki liderin Birleşmiş Milletlerle birlikte ileriye yönelik Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm için müzakerelerin başlamasıyla ilgili bir yol bulmaya hazır olmalarından cesaret buluyoruz.”
Eğer bir AB üyesi ülke AB’nde iken hala üçüncü taraf garantiler ve müdahale hakları hala varken ilerleme olması için askerlerin geri çekilmesi gerektiği koşulunda Türkiye’nin çözüm müzakereleri bağlamında neler yapması gerektiği sorusunu yanıtlayan Borrell, şöyle konuştu:
“İlgili BM Güvenlik Konseyi kararları ve AB kuruluş ilke ve prensipleri, AB müktesebatı çizgisinde, BM çerçevesinde adil, kapsamlı ve yaşayabilir bir çözüm bulunması üzerinde Türkiye’nin müzakereleri aktif olarak desteklemesi bekleniyor. Şu ana kadar olan ilerlemeyi korumak ve hazırlıkları, dış yönleri dâhil adil, kapsamlı ve yaşayabilir bir çözüm için hazırlıkları takip etmek önemlidir. Türkiye’nin bu kapsamlı çözüm için yapıcı anlamda katkısı ve taahhüdü çok önemlidir. Bizim her zaman Kıbrıs’ın Birlik üyesi olduğunu, çözümden sonra da Birliğimizde kalacağını dikkate almamız gerekmektedir.”
Bölgedeki hidrokarbon kaynaklarının nasıl bir bölünme ve gerginlik değil bir barış unsuru olacağını veya hep beraber lehte veya yenilenebilirlere bırakmanın daha mı iyi olacağını değerlendirmesi istenen Joseph Borrell şöyle dedi:
“Kıbrıs özellikle güneş enerjisi konusunda, olağanüstü potansiyel sağlayan bir ülkedir. Bu potansiyelin dikkatli bir şekilde kullanılması, ulusal ekonomiyi uluslararası petrol fiyatları oynaklığından korunmasını sağlayacak, ayrıca daha da önemlisi hava kalitesini artırarak ticari dengesini daha da güçlü biçimde destekleyecek, istihdam yaratacak, adanın turistler açısından çevresel olarak cazibesini artıracaktır. Kıbrıs’ın içinde ve çevresindeki doğal kaynakların tüm Kıbrıslıların yararına olması gerektiğini ve Kıbrıs’ta karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşılabilmesine güçlü biçimde teşvik oluşturacaktır. Biz Kıbrıs’taki iki toplum arasındaki güven yaratıcı tedbirlerin uygulanmasını ve geliştirilmesinin devam etmesini teşvik ediyoruz. Ve ayrıca bu alanda yapabileceğimiz her yardımı yapmaya hazırız.”
Josep Borrell, Mart’taki AB Konseyi toplantısına bakıldığında Kıbrıs’taki durumun Yunanistan-Türkiye ikili müzakereleriyle ilgili sürece bağlantısının ne olduğu sorusuna şu yanıtı verdi:
“Hem Yunanistan ve Türkiye ikili istikşafi görüşmeleri hem de Kıbrıs sorunu Mart 2021’deki Avrupa Konseyi’nde yakından izleyeceğimiz önemli rotalardır. AB liderleri Aralık’ta bu konularda gerginliğin azaltılmasının sürdürülebilmesi ve ilerlemenin, AB ve Türkiye arasında karşılıklı faydalı olacak işbirliği ve ilişkinin gelişmesinde önemli olduğunu vurgulamışlardır. Mart’taki Avrupa Konseyi toplantısı AB liderleri için Türkiye’yle ilişkileri etraflıca inceleme ve sonraki adımlara karar verme fırsatı verecektir.”
KHA




